Kaşıkçı Alirıza Efendi

KAŞIKCI ALİ RIZA EFENDİ

       Ali Rıza Efendi R.1300 (H.1883) yılında Alata da doğdu.Babası Abdulkerim Efendidir.İlk tahsilini Alata da yapan Ali rıza Efendi,Hadimi medresesinde bir süre Arapça okuduktan sonra 18 yaşlarında Konya da tahsiline devam edip zamanın büyük velilerinin ve Konya Müftüsü Yalvaçlı Ömer Vehbi Efendinin derslerine devam edip ondan icazet almıştır.Ali rıza Efendi,manevi yönden Seyr-i sülukunu Muhammet Esat Efendi de ikmal ediş ve daha sonra onun halifesi olmuştur.1934 yılında gördükleri bir rüya üzerine,Fahr-i Kainat Efendimiz (S.A.V.) in davetlerine icabet ederek,aile efradıyla birlikte Medine-i Münevvere ye hicret eder.Türkiyeden ayrıldıktan sonra bir yıl kadar Şam da kalır ve burada Şam uleması tarafından büyük hüsnü kabul görür.Kaşıkçı Ali Rıza Efendi,genç yaşta öğrendiği kaşıkçılık mesleğini hayatı boyunca sürdürmüştür.Merhum,kaşıkçılık sanatını nasıl öğrendiklerini ve talebeliğinde ilk cerre çıkışlarını şöyle anlatır:“ Zamanımızda ilim talebeleri yaz tatillerinde civar kasaba ve köylere cerre çıkarlardı.Hem köylüye vaaz ve nasihatte bulunurlardı,hem de maddi-manevi istifade ederlerdi.Ben ozaman henüz kaşık yapma sanatını öğrenmemiştim.Pek tabi bazı sıkıntılarım oluyordu.Bende talebe arkadaşlar gibi bir hayvan alarak çevre köylere cerre çoktım.Öteden beri memeleketimizde yetişen alimlerin hemen hemen hepsi hep böyle yetişmişler ve çok mahrumiyetler içinde tahsillerini tamamlayabilmişlerdir.
       İlk gün bi iki köy dolaştım.Fakat bu iş bana çok ağır geldi,birhayli sıkıldım.Beni bundan kurtarması için Allah (cc.)a du ettim.O geceyi o köylerden birinde geçirmiştim.Rüyamda Hz.Peygamber (s.a.v)efendimizi gördüm.”bir seneye kadar bundan kurtulacaksın”buyurarak bana müjde verdiler.uyandım sabah namazı vakti olmuş,kalbimde tasvir edemeyeceğim bir sevinç vardı.Fakat bu kurtuluş nasıl gerçekleşekti kestiremiyordum.Yine o yıl derslere başladık,yaz geldi,tatil oldu,talebeler dağıldı.Bu defa ben doğru köye gittim.Köyümüz ormanlık,ağaçlık,havası,suyu güzel bir köydü.O sene köyümüze tahta kaşık yapan bir usta geldi.Kaşık yapıp köylülere satarak para kazanıyordu.Bana kaşık yapma sanatını öğretmesini rica ettim o da kabul etti.Kısa bir müddet sonra kaşık yapmasını öğrendim.Ustamdan daha iyi daha seri kaşık yapar oldum.Dersler başlayıpta konya döndüğüm zaman,kaşığın boyamasınıda öğrendim. Bir taraftan tahsilime devam ediyor,bir taraftan bu sanatım vasıtasıyla rızkımı kazanıyordum.
      Daha sonra konya da evlendim,yerleşip kaldım.uzun seneler Konyanın Ahmetdede mahallesinde İmam-Hatiplik yaptım.Bir zaman geldi bende Medine-i münevvere ye hicret etme iştiyakı uyandı,yine bu sanat sebebi ile orada da geçinebilirim diyerek Allah’a tevekkül olup yollara düştüm.Ümit ettiğim gibide oldu Medine de kaşık yapacak ağaçta buldum.Boş zamanlarımda ve dinlenme saatlerimde mütaala ve eser yazmakla meşgul oldum.Hac mevsimleri gelince yaptığım kaşıkları hacca gelenler :”Medine Yadigarı” diye sattım.Hacılar Medine de yetişmiş ağaçlardan yapılmış bu kaşıkları Medine mamulu diye seve seve alıp memleketlerine götürüyorlardı.Cenab-ı Hakka hesapsız şükürler olsun,burad da kaşık benim için medar-ı maişet oldu,kimseye muhtaç olmadan geçindim gitti.”
       Ali Rıza Efendi,Ravza da ve Ravza ya gelip giderken, devamlı Kur’an okuduğu ve sık sık hatim indiği söylenir.
Son derece ahlaklı,mütevazi bir insan olan ali rıza Efendi,aynı zamanda aşk ve cezbe sahibidir.İyi bir şair olan merhum,bütün eserlerini ilahi aşkı anlatan şiirlerle yazmıştır.
1969 yılında Medine de vefat etmiştir.Merhumun kabri Sahabe-i Kiramın kabirleri arasındadır.
Osmanlıca Basılmış eserleri şunalrdır :
Necat’ül Mü’minin
Name’i Rızaiye
Rahmet Damlaları
İmdad’ül Müslimin
Gülzar’ı Medine

“KONYA EVLİYALARI “ (M.ALİ UZ) Adlı kitaptan istifade edilmiştir.

Hulüs üzre amel eyle, riyakar olma ey kardeş,

İle kendin beğendirmek için yorulma ey kadeş.

Ucüb, kibr u riya buğz u hased emraaz-ı kalbdir, hep;

Hemen yap saalihaati sen amelden kalma ey kardeş.

Bekaayı ihtiyar eyle, değişme cenneti nara ;

Seraapaa bu fena dünya verilse alma ey kardeş.

Riyayı ucbü yapsan da, sana hiç menfaat olmaz.

Şeriat emrine muhkem sarıl da salma ey kardeş.

Ganimet bil hayatın tevbe istiğfarla meşgul ol,

Ölünce çok günahlarla huzura gelme ey kardeş.

Hulus-i kalb ile taat-i Hak ‘ka imtihan eyle ,

Riya etme sadakatten aman ayrılma ey kardeş.

Kulun kadri hulüs-u nisbetinde nezd-i Mevla da,

Riya şirk-i hafidir, sen ona dil verme ey kardeş.

Sen ey ucbe düşüp de kendini ölü gören insan ,

Ki fakri aczini bil kulluğundan kalma ey kardeş.

Huda’nın lütfudur hep sendeki mevcud olan nimet,

Benim mülküm deyip Hak’ka hiyanet etme ey kardeş.

Riya, ucüb, kibir, ehli Hüda indinde mebğuzdur.

Arayıp kendini hiç böyle haslet bulma ey kardeş.

Ki şeytan fiilidir ancak, beğenmek kendini ya hu,

Onu şeytan elinden sen tutup da çalma ey kardeş.

Ki kibre eyler mi zerre hiç o zatini bilen arif ,

Hakir gör kendini eshab-ı kibre dalma ey kardeş.

(İmdadü’l- Müslimin”den alınmıştır.)

GAR-I ŞERİF (K.14)

Dağlar içinde bahtiyar oldun mu ey gar-ı şerif ?

Sen ol habibin yüzünü gördün mü ey gar-ı şerif ?

Girerken nerden girdi ol, nerende verdin ana yol ,

Ol sevgili gar-ı rasül sen miydin ey gar-ı şerif ?

Yanda Ebu Bekir ile baktın mı ol iki güle?

Nerende habs ettin, hele söylesene gar-ı şerif.

Kur’an’da ismin yad olur, sana gelenler şad olur,

Her korkudan azad olur, oldun mu ey gar-ı şerif ?

Hakk’ın habibin saklayan, içinde üç gün besleyen,

O gül cemali koklayan, sen miydin ey gar-ı şerif ?

Bu nazmı sende söyledik, girdik içinde ağladık,

Tevhid emanet eyledik duydun mu ey gar-ı şerif ?

Gel ey Rıza-i ahl ola, kurban olaydık bu yola,

Ahir nefeste hatm ola, imanımız tevhid ile.

Kaşıkçı Ali Rıza EFENDİ

************

ALATA (K.14)

Ey nûr-i âlem Alata, Ey önü yeşil Alata,

Sende yatan nura bata, Şen olsun yaylan Şamata,

Sende koyduk evlat ata, Dukgukların dağdan öte,

Hasretle ah etmeyiz. Hasretle ah etmekteyiz.

Devretdibi, Kayapınar, Güzelpınar, Yudovası,

Åb-ı zülal olmuş akar, Dikenli, Mahran sahrası

Bu zemzeme kimler kanar, Sağlıkla yaylan yaylansın

Kana kana içmekteyiz. Hoş boyunuz kokmaktadır.

Gönül diler bir dileği, Sığındı, Çakalderesi,

Bir dahı görsem Tüleğ’i , Bitti mi taze teresi,

Çalkandık ince eleği, Nimetle dolu burası

Un olmuşuz geçmekteyiz. Geldik yeyip içmekteyiz.

Çağlasın aksın çayınız,

Kur’an okusun oğlunuz,

Hiç eğilmesin doğrunuz.

Hak’tan selam etmekteyiz.

Kaşıkcı Ali Rıza EFENDİ

Bir Cevap Yazın